Beslenme

Ne yazık ki, düşükleri önlemenin beslenme ile garantili bir yolu yoktur, ancak olmasını önlemek için kesinlikle yapabileceğiniz bazı şeyler vardır.

       1. OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİ TÜKETİN

Uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerinden Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri insan vücudunda sentezlenmedikleri için dışarıdan alınmaları zorunludur. Omega 3’den sentezlenen eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) beyin ve diğer dokularda depolanır ve bilişsel ve görsel fonksiyonların gelişiminde önemli rol oynar. Omega-3 yağ asitleri, sağlıklı bir yumurtanın korunmasına yardımcı olmak ve yumurtanızın çevresindeki inflamasyonu azaltabilen önemli sağlıklı doymamış yağlardır.

Omega-3 yağ asitleri en fazla derin tuzlu su balıkları (ton balığı, kılıç balığı, uskumru, somon, alabalık, hamsi, ringa, mezgit, morino, dil balığı göl balıkları), omega 3 ilaveli sütler, yumurta, ceviz, semiz otu, ıspanak, keten tohumu ve çeşitli diğer yağlarda ( fındık yağı, ceviz yağı, soya yağı kanoala yağı vb. ) bulunur. Balık; Omega 3 yanında iyi kalite protein, vitamin D ve kolin gibi vitaminleri; ayrıca selenyum, iyot, çinko gibi mineralleri içermektedir. Özellikle iyi pişirildiğinden ve yüksek cıva içermediğinden emin olunması önemlidir. Ancak balıktaki ağır metal (metil merkür) miktarı, balığın türüne ve tüketilen miktara göre farklılık gösterir. Metil merkür miktarı yüksek balıklar (tuna balığı, köpek balığı, kılıç balığı, marlin, büyük uskumru) tüketilmemelidir. Daha çok somon, alabalık, hamsi, ringa, mezgit, morino, dil balığı önerilir.

      2. İDEAL KİLONUZA ULAŞIN

Söylemesi yapmaktan daha kolaydır bu kesin ! Ancak, veriler vücut kitle indeksleri (VKİ’ler) daha yüksek veya düşük olan kadınların düşük riski altında daha fazla olduğunu göstermekte ve bunun nedenin obeziteye bağlı “düzensiz” DNA veya genetik materyal riskinin artması, inflamasyon artışına bağlı riskler olabilir. Tekrarlayan düşükle mücadele ediyorsanız ve kilo yönetiminiz ile igili sorun var ise gebe kalma öncesinde beslenme hakkında bilgi sahibi olan bir Beslenme Uzmanının tavsiyesini alınmalıdır.

      3. ANTİOKSİDANDAN ZENGİN DİYET TÜKETİN

Antioksidanlar çeşitli meyve ve sebzelerde bulunur ve hücrelerin (yumurta ve sperm dahil) hasardan korunmasına yardımcı oldukları bilinmektedir, bu da genetik materyali içeride de hasar riskini azaltabilir. Ana öğünlerinizde 3 farklı renkli meyve ve sebzeleri ( : kırmızı, turuncu, sarı, mavi / mor, yeşil ve beyaz )hedefleyin.

       4. FOLİK ASİT TÜKETİMİ

Folik asit (ve folat) genetik materyal için kritik besin maddeleridir. Ç oğu, ıspanak, lahana, yeşil fasulye, marul, mercimek, portakal ve çilek gibi besin kaynaklarını sık tüketilir.

      5. NİASİN ( B3 vitamini)

Niasin eksikliğinin çeşitli doğum kusurları ve düşük yapma riskini artırdığını gösteren çalışmalar vardır düşük yapmayı önlemek için folik asit kadar kritik değildir. Ancak tavuk, ton balığı, sığır eti, sardalya ve diğer proteinli yiyecekler gibi kaynaklardan bu besini yeterince tüketilmelidir.

Ancak unutulmamalıdır ki diyetteki herhangi bir besin eksikliğinin ya da tüm besinlerin orta derecedeki eksikliğinin abortusta rolü olduğuna dair kesin bir veri yoktur.

       6. KAFEİN TÜKETİMİ

Günlük kafein miktarı, maksimum ≤ 200 mg/gün kadardır. Önerimiz bunun çok altında kalması için günde 1-2 kahve ile sınırlandırmanızdır.

İçecekler Kafein miktarları

1 kupa instant kahve 100 mg
1 kupa filtre kahve 140 mg 1 kupa çay 75 mg
1 kutu kola 40 mg 1 kutu enerji içeceği 80 mg
50 gr sade çikolata 50mg
50gr sütlü çikolata 25 mg
1türk kahvesi 57 mg

       7. BİTKİSEL ÇAYLAR

Bitkisel ürünlerin kullanımı (zencefil, ekinezya, papatya çayı, nane, hurma, meyankökü, ginseng), diğer reçete edilen ilaçlara göre daha zararsız ve güvenilir olduğu varsayıldığından hastalıkların tedavisinde artan bir popülariteye sahiptir. Türkiye’de bitkisel ilaçların çoğu tarım bakanlığından onaylıdır. Bununla beraber, bu ürünlerin kullanımının güvenli olduğunu gösteren bilimsel kanıtlar yetersizdir ve kullanım dozu ve miktarı ile ilgili düzenlemeler bulunmamaktadır. Amerikan Pediatri Akademisi, gebe kadınlara filtre edilmiş çayları tüketmelerini ve günde 240 ml’nin üstüne çıkmamalarını önermektedir. Ihlamur, portakal kabuğu, turunçgil çayları, zencefil, kuşburnu, melissa çayı orta düzeyde kullanılabilir. Adaçayı, böğürtlen çayları, uterotonik yani rahim kasılmasını uyarıcı etkilerinden dolayı tüketilmemelidir. Yeşil çay da kafein içerdiğinden, aşırı olmamak kaydıyla içilebilir.

       8. UZAK DURULMASI GEREKEN YİYECEKLER

Bebeğinizin hayatının ilk günlerinde, bakteriyel enfeksiyon riskini artırabilen yiyeceklere dikkat edilmelidir.

Gebe Kalmayı Düşünüyorsanız , uzak durmanız gereken yiyecekler şunları içerir:

*Çiğ deniz ürünleri, Et ve yumurtayı iyice pişirin!

  • Pastörize edilmemiş süt ürünleri ve yumuşak peynirler (Listeria ve Brusella enfeksiyonları bulaşı meydana gelebilir) ve pastörize edilmemiş sütle hazırlanan süt ürünleri
  • Az pişmiş veya çiğ et,

İyi pişirilmemiş sucuk, Jambon ve salam gibi işlenmiş veya soğuk etler;

  • Çiğ köfte,
  • Cips, biskuvi, her tür sağlıksız atıştırmalıklar,
  • Fast Food,
  • Diyet veya light ürünler

Üreme sistemi dahil olmak üzere vücut için toksik olabileceğinden, cıva ve kurşun gibi ağır metallerden kaçınmak önemlidir. Bu ağır metaller, hamileliğin ilk 8 haftasında oluşan plasenta bariyerini de geçebilir. Yüksek cıva ve kurşun seviyeleri, düşükle ilişkilendirilmiştir. Civanın esas olarak yukarıdaki balıklarda nereden gelebileceğini zaten ele aldım. Kurşun genellikle doğası gereği daha çevreci, eski evlerde veya eski çocukların oyuncaklarında, kozmetikte ve bazı mücevherlerde boyamadır.

Sigara içimi ve düşük riski arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalarda genel olarak sigara içmenin doza bağımlı bir şekilde spontan düşük riskini attırdığı belirtilmiştir. Sigara dumanındaki nikotin, karbondioksit, siyanür dahil bazı maddelerin vazokonstrüktif ve antimetabolik etkileri plasental yetmezliğe yol açıp düşüğe neden olabilir.

Son kanıtlar ışığında, 5 Rad’ın altında bir radyasyon dozunda malformasyon, büyüme geriliği veya düşük açısından artmış bir fetal risk yoktur. Brent’e göre 20 Rad değerinin altında radyasyona maruz kalan gebe popülasyonunda büyük konjenital malformasyonlarda artış görülmeyecektir.

       9. VEGAN DİYET

Son yıllarda özellikle gelişmiş batı toplumlarında vejetaryenliğin yayılmasındaki gerekçelerin başında sağlıklı yaşam beklentisi gelmektedir. Vegan diyetlerde ağırlıklı olarak saflaştırılmamış tahıl ürünleri veya posa kaynağı olan besinler yer almaktadır. Bu besinlerin yapısında bulunan kompleks karbonhidratlar, kan şekerinin hızlı yükselmesini engeller ayrıca yüksek oranda posa içeriği sayesinde diyabetes mellitus, kalp damar hastalıkları, barsak kanseri gibi hastalıkların sıklığı azalır.

Vegan diyette; sadece bitkisel besinler tüketilir, hayvansal besinler (kırmızı et, tavuk, balık, süt ve sütten yapılan ürünler, yumurta gibi) sınırlı miktarda veya hiç tüketilmemektedir. Günlük protein ihtiyacı tahıllar (pirinç, kahverengi pirinç, mısır, yulaf, çavdar), kuru baklagiller (mercimek, kuru fasulye, nohut, barbunya, börülce, soya), sert kabuklu meyveler ve çekirdeklerinden (ceviz, fındık, yer fıstığı, badem, susam, , kabak çekirdeği, ay çekirdeği) elde edilir.

Vegan diyet yapmak her zaman sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürüldüğü anlamına gelmeyeceği gibi gebelikte vejetaryen beslenmek bazı besin eksikliklerine yol açmaktadır. Çalışmalarda gebelikte annede B12 vitamini, kalsiyum, D vitamini eksikliği, demir eksikliği ve buna bağlı kansızlığın artabileceği, ayrıca yenidoğanda hipospadias görülme sıklığını artırabileceği saptanmıştır. Ancak vejetaryen bireyler besin çeşitliliklerini doğru ayarlarlarsa, gebelikte ve tüm yaşamları boyunca sorun yaşamayacaklardır.

Paylaş

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email