Tekrarlayan Düşüklerin Nedenleri Nelerdir?

Düşüklerin bilinen ve bilinmeyen bir çok nedeni vardır. En sık nedeni (%65-70) kromozom anomalileridir. Kromozom anomalisi, bebeklerin hücrelerindeki kromozomların yapısındaki veya sayısındaki bozukluklara verilen addır. Bu kusurlar kromozomların fazla olması (Down sendromu), ya da eksik/kırık olması olabileceği gibi (Turner sendromu) , kromozomun yanlış yerde yerleşmesi, yer değiştirmesini de içerebilir. Aslında normal genetik yapıya sahip gebeliklerin sadece % 5’inde düşük olur.

Bunun dışındaki nedenlere baktığımızda,

Açıklanamayan tekrarlayan gebelik kaybı: Her gebelik kaybının bir nedeni olduğu düşünülmekle birlikte bugün elimizdeki teknolojiler ile bu nedenler tespit edilememektedir. (%50 )

Rahim anatomik problemleri ( %20)

İmmünolojik nedenler ( % 19-20)

Hormonal rahatsızlıklar: Hipotalamus, hipofiz, tiroid, paratiroid, timüs, adrenal bezler, yumurtalık ve testisleri kapsar. (Şeker hastalığı, Troid hastalıkları)(%10)

Genetik nedenler ( %5)

Diğer nedenler (enfeksiyon)

Fazla kafein tüketimi

Aşırı alkol tüketimi

Sigara içmek

Obezite ( BKİ >30 kg/m2)

Bununla birlikte çevresel faktörler, stres, mesleksel faktörler tekrarlayan gebelik kaybına yol açtığına dair şuan için net kanıt yoktur.

YAŞ FAKTÖRÜ


EŞİMİN VE BENİM KAÇ YAŞINDA ÇOCUK SAHİBİ OLDUĞUMUZUN DÜŞÜK YAPMAMDA ETKİSİ VAR MI?

Bir kadının en doğurgan olduğu yaş 20- 29 yaş arasıdır. 35 yaş üzerine çıktıkça kadınlarda yumurta kalitesi ve yumurtalarında genetik problemlerin oluşma riski artar.

Örneğin 25-29 yaş aralığındaysanız yumurtalarınızdaki genetik bozukluklara bağlı düşük yapma riskiniz % 12 iken, 30-34 yaş aralığında bu oran %15’e, 35-39 yaş aralığında %25’e, 40-44 aralığında ise %51’e ve 45 yaş üzerinde % 93 ‘e çıkar.

Erkeklerin yaşı da düşükte etkilidir. En fazla düşük yapan grupta, kadınların yaşının 35 yaş üzeri, erkeğin ise 40 yaşın üzeri olduğu görülmektedir.

EŞİMİN SPERMLERİ TEKRARLAYAN DÜŞÜKLERE NEDEN OLUR MU ? HANGİ TESTLER YAPILABİLİR ?

Sperm kalitesi, düşük nedeni olabilir. Yakın zamanda tekrarlayan düşük kaybına neden olan erkek nedenlerine bakıldığında hasarlı spermlerin gebelik kaybı riskini artırabileceğine dair bazı kanıtlar bulunmuştur. Ancak bunun yanında gebelik kaybına neden olan birden fazla faktör vardır. Bu faktörleri belirlemek adına Sperm fragmantasyonu (DNA fragmantasyonunda yükseklik) bunu belirlemek için SCSA, Tunnel testi, Comet ve Halo testi kullanılabilir. Ayrıca erkeklerde çevresel faktörler iyileştiğinde alkol ve sigara tüketimi azaldığında kilo verildiğinde sperm fragmantasyon oranı azalmaktadır. Bunun yanında diğer testler, Y kromozomu mikrodelesyonları , Sperm anöploidileri, MTFR polimorfizmi ve telomer kısalığı testleride doktorunuz uygun görürse yapılabilir. Hala çok daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var, ancak sperm DNA hasarı değerlendirmesi, babaların hamilelik kaybındaki rolü hakkında bazı bilgiler sağlamak için çiftlerde düşünülebilir.

TEKRARLAYAN GEBELİK KAYBINDA KAN PIHTILAŞMA FAKTÖRLERİ (KUAGULASYON) HASTALIKLARI NELERDİR?

Kan pıhtılaşmasını sağlayan canlı organizmada kan elemanlarının (fibrin, trombosit, eritrosit, lökosit) kalp ve damar iç yüzüne kitle (pıhtı) halinde yapışması ile oluşan pıhtı kitlesine trombüs ya da trombus (thrombus) adı verilir. Damarlarda pıhtılaşmaya bağlı gebeliğin devam etmesine bağlı en önemli nedenlerden birisi antifosfolipid antikorları (aPL) denen hastalıktır. Bunun yanında kalıtsal pıhtılaşmaya yatkınlık nedenleri arasında i)kan pıhtılaşmasında rol alan çeşitli faktörlerdeki kusurlar (antitrombin, protein C, protein S, doku faktörü yolu inhibitörü ve trombomodülin eksikliği); (ii) pıhtılaşma ön faktörlerinin artan seviyeleri veya işlevi (faktör V Leiden [FVL], protrombin gen mutasyonu G20210A, fibrinojeneminin uygunsuz olması ve artan kan pıhtılaşma faktörlerde faktör VII, VIII, IX ve XI seviyeleri); (iii) esas olarak metilenetetrahidrofolatlar redüktaz (MTHFR) geni için C677T homozigotluğundan kaynaklanan kanda homosistinin fazla oluşu (iv) plazminojen, doku plazminojen aktivatörü (tPA), plazminojen aktivatör inhibitörü (PAI), trombinle aktive edilebilir fibrinoliz inhibitörü (TAFI), faktör XIII ve lipoprotein A’yı içeren kan ve serumunda bulunan, pıhtılaşma sırasında oluşan fibrin denen erime sistem kusurları; ve (v) pıhtılaşmaya eyilim atan faktörler (platelet glikoproteinleri GPIb-IX, GPIa-IIa ve GPIIb-IIIa) FI, FII, FV, FVII, FX, FXI ve FXIII gibi pıhtılaşma faktörlerinin (F) eksiklikleri, genel kanama bozukluklarıdır. Hamilelik sırasında pıhtılaşma faktörlerinin seviyelerinin izlenmesi ilaç tedavisine ihtiyacı belirler.

TEKRARLAYAN DÜŞÜKLERİNE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN ETKİSİ VAR MIDIR ?

Açıklanamayan tekrarlayan gebelik kaybının büyük bir bölümünün nedeni vücudun bağışıklık sistemi ile ilgili (immünolojik) nedenlere bağlı olabilir. Bağışıklık sistemi ile ilgili gebelik kaybı otoimmün veya alloimmün bozukluklarla karakterizedir. ‌Bağışıklık sisteminin vücudun kendi hücresini tanımayıp saldırmasına bağlı (otoimmün) (örneğin; vücudun eklemler, cilt gibi çeşitli doku ve organlarını yabancı olarak algılamasında tip 1 diyabet pankreas hücrelerine, ‌romatoid artrit eklemlere saldırır ) veya yarısı babadan genlere bağlı gelişen “yarı allojenik” gebeliğe bağlı red reaksiyonları (alloimmün) gebelik kaybında anne bağışıklık sistemi gelişen embriyoya tepki verir. Bu red reaksiyonlarında gebeliğin devamını sağlayan dokulara (trofoblast) zarar verir. Klinik olarak otoimmün ve alloimmün aracılı düşüklerin klinikler arasındaki hastaların şikayetleri değişmez. Otoimmün hastalıklara bağlı düşüklerden en iyi örnek antifososlipid hastalığı (APL) sendromudur. 3 ve üzeri ardışık gebelik kaybı olan veya gebeliğin 10 haftasının üzerinde birden fazla açıklanamayan fetal ölümü olan kadınlarda antifosfolipid hastalığı ile ilişkili sebepler düşünülmelidir. Bu hastalığa sahipseniz vücudunuzda diğer organlarınıza karşı vücut vücut savunma hücrelerinde artış olabilir (Antitiroid otoantikorlar (ATA) gibi (tiroglobulin [TG] veya tiroid peroksidaz [TPO] ‘ya karşı). ATA varlığında yüksek düşük oranının, tiroid bezi hormonlarının gebelikte artan ihtiyaçlara bağlı daha az uyum sağlamasıyla çok hafif tiroid bezi “yetersizliği” ile ilişkili olması mümkündür; bu nedenle bu kadınlar tiroid hormonlarının ilavesi tedavisinden fayda görebilir. Ayrıca ATA, bağışıklık sisteminin tüm vücuda karşı bir aktivasyonunu gösterebilir. ATA’nın rahimdeki düzenleyici savunma hücrelerinde artışla (T hücreleri ve doğal öldürücü (NK) hücreler) ile birlikte var olduğu bulunmuştur. Damardan verilen immün globulin (IVIg) ile tedavi bu savunma hücrelerinin kendi organizmalarına ait olmayan organik yapılara karşı geliştirilen glikoproteinin yapısındaki molekülleri (antikor) durdurabilir, ayrıca bağışıklık fonksiyonu için gerekli düzenlemeyi de sağlayabilir.

TEKRARLAYAN DÜŞÜKLER VE RAHİM ANORMALLİKLERİ NELERDİR?

Yeni görüntüleme yöntemleri ile tüm toplumda tekrarlayan gebelik kaybı olanlarda rahim problemleri olan hastaların oranı % 1’dir. Bu hastalarda gebe kalma ve çocuk doğurma ile ilgili problemler hastalığa sahip olmayanlara göre yaklaşık üç kat daha yüksektir. Düşüklere ek olarak rahim perdeleri (uterin septum), intrauterin yapışıklıklar, polipler veya myomlar gibi rahim problemeleri kısırlığa, erken doğum eylemine ve ilerleyen gebelik haftalarında normal doğuma ihtimal vermeyen bebeğin karın içindeki duruşlarına (fetal malprezentasyonlara) anormal yatkınlık yaratır. Anne karnında organlar oluşurken meydana gelen bu rahim problemleri rahmin hiç olmaması (uterin agenezi) veya rahmin az gelişmesi (uterin hipoplazi), tek taraflı rahmin gelişmesi (unicornuat uterus), çift rahime (didelfis uterusa) neden olabilir. Normalde olması gereken tek bir rahim boşluğu bazen gelişmedeki problemlerden dolayı uterin septuma neden olabilir. Bu problemler histeroskopik cerrahi düzeltme ile çözülebilir ( Bknz histereskopi) . Bu nedenle, uygun tedaviyi sunabilmek için doğru tanıyı koymak şarttır.

Uterin perdeler (uterin septumlar) tekrarlayan düşüklerde en sık görülen sebepler arasındadır. Bunun yanında daha önce yapılmış kürtajlara bağlı rahim içi yapışıklıklar, myomlar ve endometrial polip tekrarlayan gebelik kayıplarına sebep olabilir. Bu hastalıklar, ameliyat ile histereskopik rezeksiyonla tedavi edilebilir. Bunun yanında rahim ağzı yetmezliği olanlarda 16- 24. hafta sonrasında başlayan ağrısız kanama ile düşük gözlenir. Bu durumda servikal dikiş ve progesteron ilaç tedavisi uygulanır.

TEKRARLAYAN GEBELİK DÜŞÜKLERİNDE HORMONAL FAKTÖRLER NELERDİR?

Tüm gebelik kayıplarının yaklaşık % 8-12′ sinin endokrin faktörlere bağlı olduğu tahmin edilmektedir. Gebeliğin devamı fetüsün başarılı bir şekilde büyümesine ve gelişmesine yol açabilecek çok sayıda endokrinolojik olaya bağlıdır. Hamile kadınların büyük çoğunluğunda önceden var olan endokrin anormallikleri olmamasına rağmen, az sayıda endokrin değişiklikleri potansiyel olarak tekrarlayan gebelik kayıplarına neden olabilir.

Progesteron hormonu normal bir gebeliğin başarılı bir şekilde sürdürülmesi için gereklidir. Bu nedenle yumurtlamaya bağlı yumurtalıkta bulunan korpus luteum tarafından yetersiz progesteron salgılanmasına bağlı bozukluklar gebeliğin sonucunu etkileyebilir. Luteal faz defekti yada luteal faz yetmezliği adet günü ile karşılaştırıldığında rahim iç tabakasının 2 gün ya da daha fazla geride olmasıdır. Normal kadınlarda değişik zamanlarda oratalama % 20-30 oranında saptanır. Eğer iki adet dönemi arka arkaya saptanır ise kısırlık nedeni olabileceği kabul edilir. Bunun yanında prolaktin hormon yüksekliği ve polikistik over sendromu, gebelik sonucunu etkileyen endokrin bozuklukların bazı örnekleridir. Tiroid bezindeki problemler, paratroid hormonunun fazla çalışması, kontrolsüz şeker hastalığı ve azalmış yumurtalık rezervi gibi diğer bazı endokrinolojik anormallikler, tekrarlayan gebelik kaybının nedenleri arasında gösterilmiştir.

Troid bezi hormonlarının troid bezinden kısmen veya tamamen yapılamaması sonucu gelişen troid bezi hastalıklarında (Örneğin: subklinik hipotroidizm) kan değerlerinde serbest troid hormonları normal çıkmış bile olsa yaklaşık 4 kat fazla düşük riskinin olduğu çalışmalarla ortaya konmuştur. Az miktarda tiroid hormonu (hipotiroidizm), tekraralayan düşükleri olan kadınlarda sıklıkla bulunur ve gebelik kaybı riskini artırabilir. Aşırı tiroid hormonları üretimi (hipertiroidizm), hamilelik kaybına rağmen olmasa da birkaç gebelik komplikasyonuyla ilişkilidir.

Anti TPO antikorları ve ANTİ troglobulin (Anti TG) adı verilen tiroid antikorları tiroid fonksiyon bozukluğuna yol açabilir. Bunun yanında antikorlarının pozitif olması düşük riskinin 4 kat fazla olduğu çalışmalarda belirtilmiştir.

Troid testlerinin ana yapılma amacı sizlere;

(1) tiroid fonksiyon bozukluğu tanısı koymak,

(2) hamilelik kayıpları için muhtemel bir sebep veya katkıda bulunan faktör gösterdiğini,

(3) olası tedaviyi önermektedir.

D vitamini: Tekrarlayan gebelik kaybı olan hastalarda vücut savunma problemlerinin değiştiği ve D vitamini düzeyinin daha düşük olduğu saptanmıştır. Kan D vitamini düzeyinizin en az 30 mg /dl olması önerilmektedir.

Luteal Faz yetmezliği: Rahim iç duvarından alınan biyopsiler ile tanı konulan bu hastalık tekrarlayan düşükleri olan hastalarının % 20’si kadarında gözlenmektedir. Adet döngüsü ergenlikle başlayıp menopoz dönemine kadar süren ve her ay tekrarlayan vücudumuzda olan döngüdür. Adet döngüsü; çeşitli aşamalardan oluşur bunlar menstruasyon fazı, foliküler faz, ovulasyon (yumurtlama) ve luteal fazdır. Yumurtlama sonrası vücutta oluşan döneme luteal faz dönemi denir. Ortalama 12-14 gün arasında olan dönemdir. Bu aşamada yumurta bırakılmasından sorumlu folikül isimli yapı progesteron ve östrojen denilen hormonlar üretir. Bu hormonlar vücudumuzda değişikliklere yol açar. Özellikle progesteron hormonu rahim duvarına sperm tarafından döllenmiş olan yumurtanın tutunmasına olanak sağlar. Eğer luteal faz döneminde bozukluk meydana gelirse progesteron hormonunun salınımında bozulma gerçekleşir. Bu da düşüğe yol açabilir. Ancak, her kadın adet döngüsünde zaman zaman görülebilen bu hormonal dengesizliğin sizde bir kez olması bir sonraki düşük nedeninizin bu hastalık nedeni olduğunu göstermemektedir.

Paylaş

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email